Nerede nem ve sıcak varsa, orada yaşayan, ışık için birbirleriyle savaşan bitkiler de vardır. En uzun boylu bitkiler, genellikle en büyük payı alırken, güçlü bir gövde geliştirebilmek için de, büyük enerji harcarlar. Ancak, bazı tırmanıcı bitkiler, pek fazla çaba göstermeden ışıklı ortamda yer alabilmekte öbür bitkilerden daha şanslıdırlar. Üstbitken bitkiler, ağacın gövdesinde, üst dallara ve yapraklara sarılıp, ağaçla birlikte büyür ve gelişirler. Toprakta kökleri yoktur; su ü gereksinmelerini havadan ve yağmurlardan karşılayabilirler. Tırmanıcı bitkilereyse bir destek gerekir ve üç öbekte toplanırlar: Bir bitkinin çevresinde birbirlerine dolanarak büyüyenler; “sülük” denilen dokunmaya duyarlı dokunaçlarıyla temas ettikleri desteğe sarılarak büyüyenler; dallarının sert parçaları, dikenleri, kökleri ve tüyleriyle bir desteğe tutunarak büyüyenler..
Bitkiler, düşmanlarına karşı, hayvanlar gibi davranamazlar; korunmak için özel silahlar ve yöntemler geliştirmişlerdir. Bitkinin başlıca düşmanı bitkilerle beslenen hayvanlardır; bitki besisuyunu emen yada rastladıkları çiğneyen çok küçük böceklerden tutun da, bütün bitkiyi yiyen büyük memelilere kadar. Pek çok bitkinin yaprakları, küçük düşmanlara karşı, iğneler, dikenler, ısırgan tüyler de dahil, özel silahlarla donanmıştır. Son bir savunma aracı olarak da pek çok bitkinin hücreleri, yenildiğinde lezzetsiz kalan kimyasal madde içerir. Bu tür bitkiyi tadan bir hayvan, bu kötü deneyi bir daha yaşamak istemez.
Yapraklar öylesine çeşitlidir ki, botanikçiler biçimlerini ve bitkiye bağlanış yollarını betimlemek için, adeta yeni bir dil uydurmuşlardır. Böylesine çeşitliliğin bir nedeni de, her bitki türünün güneş ışığını kullanmadaki özgünlüğünden kaynaklanır. Sözgelimi, loş bir odada ya da bir yağmur ormanında yaşayan bir bitkinin, yeterince ışık yakalayabilmesi için, yapraklarının çok geniş olması gerekir. Bir tepenin üstünde yaşayan bitkinin ışık sorunu yoktur; ama sert rüzgarlarla karşı karşıyadır. Bu durumdaki bitkiye de, yaşamını sürdürebilmesi için, küçük ama güçlü yapraklar gerekir. Bazı bitkilerin değişik çeşitlerde yapraklan vardır. Bu özellik, yaşamına sualtında başlayan bitkilerde görülür; ancak, bu bitkiler, çiçeklerini su üstünde açarlar. Düğünçiçeğinin sualtındaki yapraklan, suyun zarar vermeden geçip gitmesini sağlayacak biçimde, ince ve tüylüdür; su üstündekilerse
geniş, suyun üstünde yüzmeye uygun, gelişmiş ve düz biçimlidir.
Bitkiler iki değişik yolla ürer, tohumla üremenin yanı sıra, bazen küçük parçalara bölünerek yeni bir bitki oluşturabilirler. “Yaşatkan üreme” adı verilen bu yolla üreyen genç fidecikler, genetik olarak ana bitkinin özelliklerini taşırlar. Ancak, bu olay ana bitkiden az da olsa farklı fidelerin oluşumunu sağlayan tohumla üremeden farklılık gösterir. Yaşatkan üreme, çekici çiçekli ya da lezzetli meyveli bitkinin fidelerinin ana bitkiyle aynı özelliklerde çoğaltılabilmesini sağlaması nedeniyle, bahçıvanlar ve çiftçiler için çok kullanışlıdır. Yeryüzündeki eski bitkilerden bazıları sürekli biçimde ve yalnızca yaşatkan üremeyle çoğaltılmıştır. Bunlar Kaliforniya’daki kreozotlanmış bitki “klon”landır. Her bir klon, kreozotlanmış bir bitkinin yayılarak ürettiği genç bitkilerin birleşmesinden oluşur. Yaşam süreci yaklaşık 10.000 yıl önce başlayan göbekteki ana kreozot bitki, çok öncelerde ölmüştür; ancak canlı kalan klonlan, günümüzde de yaşamaktadır.
Bütün bahçıvanların bildikleri gibi, işlenmemiş, bitkisiz toprak parçası uzun süre boş kalmaz. Birkaç gün içinde, otlar toprak parçasını örterler. Yeryüzünü ısıtarak kısırlaştırsak ve bütün tohumlan öldürsek bile, nasıl olduğu anlaşılmaksızın, toprak yeşermeye ve çimlenmeye başlayacaktır. Bitkiler, tohumlarını dağıtmak için, son derece etkin yollar geliştirmişlerdir. Bazı bitkiler, tohumlarını patlayarak açılan tohum zarflarıyla havada uçuşturup çevreye yayarlar. Bazı bitkilerin tohumlan ya da meyveleri rüzgarla uçurulup ya da akarsularla sürüklenip, çok uzaklara taşınabilir. Tohumların dağıtılmasında, hayvanlar da, üstlerine düşen görevi yerine getirir. Pek çok bitkinin, hayvan postuna takılmasını sağlayan, çengelli meyveleri vardır. Bazı bitki türlerindeyse tohumlar, tatlı ve lezzetli gelişirler. Bu meyveler, hayvanlar ya da kuşlar tarafından yenseler bile, sindirilmeden, üstelik
gübrelenerek dışarı atılır ve orada çimlenirler. Hangi tohumların hayvanlar tarafından taşındıklarını anlamak için, en iyi yol, otlaklarda yürüyüş yapmaktır. Böylece bir yürüyüşten büyük bir olasılıkla pantolonunuza ve giysilerinize yapışan çeşitli bitki türlerinin meyveleri ve tohumlarıyla döneceksiniz.
