Şehir İçin Arabalar
1950 yıllarında küçük otomobiller her zamankinden daha fazla ucuzlamıştı. Kaplumbağa Volkswagen ve Renault “4” öyle ucuzdular ki, milyonlarca satılmışlardı. Onlara benzer daha pek çok marka araba satıldığından kent yollan iyice sıkışmaya başlamış, Londra’da otomobil sayısı ikiye katlanmış, Paris’te trafiğin kısıtlandığı mavi bölgeler oluşturulmuş New York’ta yollardaki tıkanıklığı çözmek için kent içinde dev “ekspres” yollar açılmıştı. Bu yüzden, “hava kabarcıkları”na benzeyen küçücük otomobiller, sözgelimi, İtalyan yapımı Isetta’lar çok geçmeden büyük rağbet görmeye başlamışlardı. Aslında, sağlayacakları yakıt tasarrufu göz önünde tutularak yapılmışlardı ve küçük aileler için bile aşırı küçüktüler. Soruna yanıt, 1959’da yapımına başlanan Morris Mini oldu. Bu çok küçük arabada, dört yetişkin kişiye yer sağlamak için, motor ve çekiş takımının olabildiğince küçük bir yere sığdırılması gerekiyordu. Bu nedenle tasarımcı Alec Issigonis, arabanın motorunu enine yerleştirip, çekişi ön tekerleklere vermişti. Sonuçta, düşüncesi öyle başarılı oldu ki, aşağı yukarı bütün aile otomobilleri aynı plana göre yapılmaya başlandı.

Yorum Yaz